Latvian: New Testament

Turkish: New Testament

Mark

13

1Un Viņam izejot no svētnīcas, viens no Viņa mācekļiem sacīja Viņam: Mācītāj, lūk, kādi akmeņi un kādas celtnes!
1İsa tapınaktan çıkarken öğrencilerinden biri O'na, «Öğretmenim» dedi, «bak, ne görkemli taşlar! Ne görkemli yapılar!»
2Un Jēzus atbildēdams sacīja viņam: Vai tu redzi visas šīs lielās celtnes? Akmens uz akmens nepaliks, kas netaptu sagrauts. (Lk 19,44; 21,6)
2İsa ona, «Bu büyük yapıları görüyor musun? Burada taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!» dedi.
3Un kad Viņš sēdēja iepretim svētnīcai Olīvkalnā, Pēteris un Jēkabs, un Jānis, un Andrejs atsevišķi jautāja Viņam:
3İsa, Zeytin dağında, tapınağın karşısında otururken Petrus, Yakup, Yuhanna ve Andreya özel olarak kendisine şunu sordular: «Söyle bize, bu dediklerin ne zaman olacak, bütün bunların gerçekleşmek üzere olduğunu gösteren belirti ne olacak?»
4Saki mums, kad tas notiks un kāda zīme būs, kad tas viss sāks piepildīties?
5İsa onlara anlatmaya başladı: «Sakın kimse sizi saptırmasın» dedi.
5Un Jēzus atbildēdams sāka viņiem runāt: Skatieties, ka jūs kāds nepieviļ!
6«Birçokları, `Ben O'yum' diyerek benim adımla gelecek ve birçok kişiyi saptıracaklar.
6Jo daudzi nāks manā vārdā, sacīdami: Es tas esmu, un daudzus pievils.
7Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyunca korkmayın. Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir.
7Bet kad jūs dzirdēsiet par kariem un karu nostāstus, nebīstieties, jo tam ir jānotiek, bet vēl nav gals.
8Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer depremler, kıtlıklar olacak. Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.
8Jo tauta celsies pret tautu, un valsts pret valsti, un vietām būs zemestrīces un bads. Tas būs bēdu sākums.
9«Ama siz kendinize dikkat edin! İnsanlar sizi mahkemelere verecekler, havralarda dövecekler. Benden ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara tanıklık edeceksiniz.
9Bet paši sevī skatieties! Jo viņi jūs nodos tiesai un sinagogās jūs šaustīs, un manis dēļ jūs stāsieties valdnieku un ķēniņu priekšā viņiem par liecību.
10Ne var ki, önce Müjde'nin tüm uluslara duyurulması gerekir.
10Un pirms tā jātop evaņģēlijam pasludinātam visām tautām.
11Sizi tutuklayıp mahkemeye verdiklerinde, `Ne söyleyeceğiz?' diye önceden kaygılanmayın. O anda size ne esinlenirse onu söyleyin. Çünkü konuşacak olan siz değil, Kutsal Ruh olacak.
11Un kad viņi jūs vedīs nodošanai, iepriekš nedomājiet par to, kas jums būs jārunā; bet kas jums tanī stundā tiks dots, to runājiet, jo jūs neesat tie, kas runā, bet Svētais Gars.
12Kardeş kardeşini, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babalarına baş kaldırıp onları öldürtecekler.
12Bet brālis nodos nāvei brāli un tēvs dēlu; un bērni sacelsies pret vecākiem un nonāvēs viņus.
13Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.
13Un mana vārda dēļ jūs visi ienīdīs. Bet kas izturēs līdz galam, tas izglābsies.
14«Yıkıcı iğrenç şeyin, bulunmaması gereken yerde dikildiğini gördüğünüz zaman (okuyan anlasın), Yahudiye'de olanlar dağlara kaçsın.
14Bet kad redzēsiet izpostīšanas negantību esam, kur nevajag, kas to lasa, lai saprot! - tad, kas ir Jūdejā, lai bēg kalnos!
15Damda olan, evinden bir şey almak için aşağı inmesin, içeri girmesin.
15Un kas uz jumta, tas lai nenokāpj namā un lai neieiet kaut ko paņemt savās mājās!
16Tarlada olan, abasını almak için geri dönmesin.
16Un kas būs tīrumā, lai neatgriežas atpakaļ paņemt savas drēbes!
17O günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline!
17Bet bēdas grūtniecēm un zīdītājām tanīs dienās!
18Dua edin ki, kaçışınız kışa rastlamasın.
18Bet lūdziet Dievu, lai tas nenotiek ziemā!
19Çünkü o günlerde öyle bir sıkıntı olacak ki, Tanrı'nın var ettiği yaratılışın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, ondan sonra da olmayacaktır.
19Jo tanīs dienās būs tādas apspiešanas, kādas nav bijušas no iesākuma līdz šim, kamēr Dievs pasauli radījis, un arī vairs nebūs.
20Rab o günleri kısaltmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama Rab, seçilmiş olanlar, kendi seçtiği kişiler uğruna o günleri kısaltmıştır.
20Un ja Kungs šīs dienas nesaīsinātu, neviena miesa netiktu izglābta, bet izvēlēto dēļ, kurus Viņš ir izredzējis, Viņš šīs dienas saīsinājis.
21Eğer o zaman biri size, `İşte Mesih burada', ya da, `İşte şurada' derse, inanmayın.
21Un ja kāds tad jums sacīs: Lūk, še ir Kristus, lūk, tur, tad neticiet!
22Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar, mucizeler ve harikalar yaratacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse seçilmiş olanları saptıracaklar.
22Jo celsies viltus kristi un viltus pravieši, un darīs zīmes un brīnumus, lai pieviltu, ja tas iespējams, arī izredzētos.
23Ama siz dikkatli olun. İşte size her şeyi önceden söylemiş bulunuyorum.
23Bet to jūs ievērojiet! Lūk, es esmu jums to visu iepriekš pateicis.
24«Ama o günlerde, o sıkıntıdan sonra, `Güneş kararacak, ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek ve göksel güçler sarsılacak.'
24Bet tanīs dienās pēc tām apspiešanām saule aptumšosies, un mēness nedos vairs savu spīdumu,
26«O zaman İnsanoğlu'nun bulutlar içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
25Un zvaigznes kritīs no debesīm, un debess stiprumi sakustēsies.
27İnsanoğlu o zaman meleklerini gönderecek, kendi seçtiklerini, yeryüzünün bir ucundan göğün öbür ucuna kadar, dört yelden alıp bir araya toplayacak.
26Un tad redzēs Cilvēka Dēlu nākam padebešos lielā spēkā un godībā.
28«İncir ağacından ders alın. Dalları filizlenip yapraklarını sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.
27Un tad Viņš sūtīs savus eņģeļus un sapulcinās savus izredzētos no četriem vējiem, no zemes gala līdz debesu augstumiem.
29Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki İnsanoğlu yakındır, kapıdadır.
28Bet mācieties līdzību no vīģes koka! Kad jau tā zari kļūst maigi un lapas plaukst, tad ziniet, ka vasara tuvu.
30Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.
29Tā arī jūs, kad redzēsiet to notiekam, ziniet, ka Viņš tuvu durvju priekšā.
31Gök ve yer ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.
30Patiesi es jums saku: Šī cilts neizzudīs, iekams viss tas notiks.
32«O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba'dan başka kimse bilmez.
31Debess un zeme zudīs, bet mani vārdi nezudīs.
33Dikkat edin, uyanık durun, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz.
32Bet par šo dienu vai stundu neviens nezina: ne eņģeļi debesīs, ne Dēls, tikai Tēvs.
34Bu, yolculuğa çıkan bir adamın durumuna benzer. Evinden ayrılırken kölelerine yetki ve birer görev verir, kapıdaki nöbetçiye de uyanık kalmasını buyurur.
33Skatieties, esiet modri un lūdziet Dievu, jo jūs nezināt, kad tas laiks būs.
35Siz de uyanık kalın. Çünkü evin efendisi ne zaman gelecek, akşam mı, gece yarısı mı, horoz öttüğünde mi, sabaha doğru mu, bilemezsiniz.
34Tas ir tā: cilvēks, aizceļodams tālumā, atstāja savu namu un deva saviem kalpiem varu pār katru darbu, un durvju sargam pavēlēja būt nomodā.
36Ansızın gelip sizi uykuda bulmasın!
35Tāpēc esiet nomodā, jo jūs nezināt, kad nama Kungs nāks: vakarā vai nakts vidū, vai gaiļiem dziedot, vai agri no rīta.
37Size söylediklerimi herkese söylüyorum; uyanık kalın!»
36Ka viņš, nejauši atnākot, neatrod jūs guļot.
37Bet ko es jums saku, to es saku visiem: Esiet nomodā!