1“Salos, nutilkite prieš mane. Tautos teįgauna naujų jėgų, tepriartėja ir tekalba; eikime kartu į teismą.
1RAB diyor ki, ‹‹Susun karşımda, ey kıyı halkları!Halklar güçlerini tazelesin,Öne çıkıp konuşsunlar.Yargı için bir araya gelelim.
2Kas pašaukė teisųjį iš rytų, liepė jam sekti paskui save? Jis atidavė tautas jam, pavergė karalius, atidavė juos kardui kaip dulkes, lankuikaip vėjo nešiojamus šiaudus.
2‹‹Doğudan adaleti harekete geçiren,Hizmete koşan kim?Ulusları önüne katıyor, krallara baş eğdiriyor.Kılıcıyla toz ediyor onları,Yayıyla savrulan samana çeviriyor. simgeliyor (bkz. 45:1).
3Jis vejasi juos, saugiai pereina keliu, kuriuo prieš tai nebuvo ėjęs.
3Kovalıyor onları,Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.
4Kas tai nuveikė ir padarė? Kas pašaukė kartas pradžioje? Aš, Viešpats, pirmasis ir paskutinysis.
4Bunları yapıp gerçekleştiren,Kuşakları başlangıçtan beri çağıran kim?Ben RAB, ilkim; sonuncularla da yine Ben olacağım.››
5Salos tai matė ir išsigando, drebėdami iš baimės atėjo žemės pakraščiai.
5Kıyı halkları bunu görüp korktu.Dünyanın dört bucağı titriyor.Yaklaşıyor, geliyorlar.
6Jie vienas kitam padėjo ir vienas kitą drąsino.
6Herkes komşusuna yardım ediyor,Kardeşine, ‹‹Güçlü ol›› diyor.
7Amatininkas padrąsina auksakalį, kuris su plaktuku dirba, giria ant priekalo kalantį: ‘Taip, gerai!’ Jie prikala vinimis stabą, kad nejudėtų.
7Zanaatçı kuyumcuyu yüreklendiriyor,Madeni çekiçle düzleyen,‹‹Lehim iyi oldu›› diyerek örse vuranı yüreklendiriyor.Kımıldamasın diye putu yerine çiviliyor.
8Bet tu, Izraeli, mano tarne Jokūbai, kurį išsirinkau, mano draugo Abraomo palikuoni.
8‹‹Ama sen, ey kulum İsrail,Seçtiğim Yakup soyu,Dostum İbrahimin torunları!
9Aš pašaukiau tave iš žemės pakraščių, susivadinau iš tolimiausių kampų ir tau sakiau: ‘Tu esi mano tarnas, Aš tave išsirinkau ir neatmesiu tavęs.
9Sizleri dünyanın dört bucağından topladım,En uzak yerlerden çağırdım.Dedim ki, ‹Sen kulumsun, seni seçtim,Seni reddetmedim.›
10Nebijok, nes Aš esu su tavimi; nepasiduok baimei, nes Aš esu tavo Dievas. Aš sustiprinsiu tave ir padėsiu tau, Aš palaikysiu tave savo teisumo dešine’.
10Korkma, çünkü ben seninleyim,Yılma, çünkü Tanrın benim.Seni güçlendireceğim, evet, sana yardım edeceğim;Zafer kazanan sağ elimle sana destek olacağım.
11Visi, kurie tau priešinasi, bus sugėdinti ir raudonuos; kurie kovoja prieš tave, sunyks ir žus.
11‹‹Sana öfkelenenlerin hepsi utanacak, rezil olacak.Sana karşı çıkanlar hiçe sayılıp yok olacak.
12Tu ieškosi ir nerasi tų, kurie sukyla prieš tave; tie, kurie kovoja prieš tave, bus kaip niekas, kaip tuščia vieta.
12Seninle çekişenleri arasan da bulamayacaksın.Seninle savaşanlar hiçten beter olacak.
13Nes Aš, Viešpats, tavo Dievas, laikysiu tavo dešinę ranką ir sakysiu: ‘Nebijok, Aš tau padėsiu!’
13Çünkü sağ elinden tutan,‹Korkma, sana yardım edeceğim› diyen Tanrın RAB benim.
14Nebijok, tu kirmėle Jokūbai, jūs Izraelio žmonės! Aš padėsiu tau”,sako Viešpats, tavo atpirkėjas, Izraelio Šventasis.
14‹‹Ey Yakup soyu, toprak kurdu,Ey İsrail halkı, korkma!Sana yardım edeceğim›› diyor RAB,Seni kurtaran İsrailin Kutsalı.
15“Aš padarysiu tave lyg naują kuliamąjį veleną su aštriais krumpliais. Tu kulsi ir sutriuškinsi kalnus, kalvas sutrinsi kaip pelus.
15‹‹İşte, seni dişli, keskin, yepyeni bir harman döveni yaptım.Harman edip ufalayacaksın dağları,Tepeleri samana çevireceksin.
16Tu vėtysi juos, vėjas nuneš ir viesulas išblaškys juos, o tu džiaugsies Viešpačiu ir didžiuosies Izraelio Šventuoju.
16Onları savurduğunda rüzgar alıp götürecek,Darmadağın edecek hepsini kasırga.Sense RABde sevinç bulacak,İsrailin Kutsalıyla övüneceksin.
17Kai vargšai ir beturčiai ieškos vandens, bet jo neras ir jų liežuvis sudžius iš troškulio, Aš, Viešpats, Izraelio Dievas, išklausysiu juos, nepaliksiu jų.
17‹‹Düşkünlerle yoksullar su arıyor, ama yok.Dilleri kurumuş susuzluktan.Ben RAB, onları yanıtlayacağım,Ben, İsrailin Tanrısı, onları bırakmayacağım.
18Aš atidarysiu upelius ant kalvų ir šaltinius slėniuose; dykumą paversiu ežerais ir išdžiūvusią žemęvandens versmėmis.
18Çıplak tepeler üzerinde ırmaklar,Vadilerde su kaynakları yapacağım.Çölü havuza,Kurak toprağı pınara çevireceğim.
19Dykumoje pasodinsiu kedrų ir akacijų, mirtų ir alyvmedžių; kartu augs pušys, kiparisai ir jovarai,
19Çölü sedir, akasya,Mersin ve iğde ağaçlarına kavuşturacağım.Bozkıra çam, köknarVe selviyi bir arada dikeceğim.
20kad jie matytų ir suprastų, apsvarstytų ir žinotų, jog Viešpaties ranka tai padarė, Izraelio Šventasis tai sukūrė.
20Öyle ki, insanlar görüp bilsinler,Hep birlikte düşünüp anlasınlar ki,Bütün bunları RABbin eli yapmış,İsrailin Kutsalı yaratmıştır.››
21Ateikite, ginkite savo bylą, pateikite įrodymus,sako Viešpats, Jokūbo karalius.
21‹‹Davanızı sunun›› diyor RAB,‹‹Kanıtlarınızı ortaya koyun›› diyor Yakupun Kralı,
22Priartėkite ir praneškite, kas įvyks. Pasakykite, kas seniau buvo, kad apsvarstytume ir suprastume, kas įvyks toliau.
22‹‹Putlarınızı getirin de olacakları bildirsinler bize.Olup bitenleri bildirsinler ki düşünelim,Sonuçlarını bilelim.Ya da gelecekte olacakları duyursunlar bize.
23Praneškite, kas ateityje įvyks, kad žinotume, jog jūs esate dievai. Darykite gera ar bloga, nustebinkite ar išgąsdinkite.
23Ey putlar, bundan sonra olacakları bize bildirin de,İlah olduğunuzu bilelim!Haydi bir iyilik ya da kötülük edin de,Hepimiz korkup dehşete düşelim.
24Jūs esate niekas ir jūsų darbas yra niekas. Pasibjaurėjimas, kas jus pasirenka.
24Siz de yaptıklarınız da hiçten betersiniz,Sizi yeğleyen iğrençtir.
25Aš pažadinau jį iš šiaurės, ir jis ateis. Iš rytų ateis tas, kuris šauksis manęs. Jis valdovus sumins kaip kalkių skiedinį, kaip puodžius mina molį.
25‹‹Kuzeyden birini harekete geçirdim, geliyor,Gün doğusundan beni adımla çağıran biri.Çömlekçinin balçığı çiğnediği gibi,Önderleri çamur gibi çiğneyecek ayağıyla.
26Kas paskelbė nuo pat pradžios, kad žinotume, ir iš senovės, kad sakytume: ‘Jis teisus’. Nė vienas nepranešė ir nepaskelbė, nė vienas neišgirdo jūsų žodžių.
26Hanginiz bunu başlangıçtan bildirdi ki, bilelim,Kim önceden bildirdi ki, ‹Haklısın› diyelim?Konuştuğunuzu bildiren deDuyuran daDuyan da olmadı hiç.
27Aš pirmasis pranešiau Sionui ir Jeruzalei, pasiunčiau tą, kuris skelbia gerą žinią.
27Siyona ilk, ‹İşte, geldiler› diyen benim.Yeruşalime müjdeci gönderdim.
28Aš apsidairiau, bet nebuvo nė vieno, kuris patartų ar paklaustas atsakytų.
28Bakıyorum, aralarında öğüt verebilecek kimse yok ki,Onlara danışayım, onlar da yanıtlasınlar.
29Jie yra tuštybė, jų darbainiekas, jų lieti atvaizdaivėjas ir niekai”.
29Hepsi bomboş, yaptıkları da bir hiç.Halkın putları yalnızca yeldir, sıfırdır.››