1Huan, Jesun sawm leh nihte a sam khawma, dawi tengteng tunga thilhihtheihna leh thuneihna leh natnate hihdam theihna a pia a.
1İsa, Onikileri yanına çağırıp onlara bütün cinler üzerinde ve hastalıkları iyileştirmek için güç ve yetki verdi.
2Huchiin, Pathian gam thugen ding leh dam loute hihdam dingin a sawlkhetaa.
2Sonra onları Tanrının Egemenliğini duyurmaya ve hastalara şifa vermeye gönderdi.
3Huan, a kiang uah, Zinna adingin chiang khun hiam, kawljal hiam, tanghou hiam, dangka hiam, bangmah keng kei un; puannak nih leng neikei un.
3Onlara şöyle dedi: ‹‹Yolculuk için yanınıza hiçbir şey almayın: Ne değnek, ne torba, ne ekmek, ne para, ne de yedek mintan.
4Huan, na tunna in peuh uah tung kinken jel un, huai in akipanin paikhia un.
4Hangi eve girerseniz, kentten ayrılıncaya dek orada kalın.
5Huan, a honkipahpih lou peuhmah tuh huai khua akipan na paikhiak chiang un amau mohpaihna dingin na khepek ua leivui tatkhia unla, a chi a.
5Sizi kabul etmeyenlere gelince, kentten ayrılırken onlara uyarı olsun diye ayaklarınızın tozunu silkin.››
6Huchiin, a kuanta ua, khua a tawn vialvial ua. Gam chihah Tanchiin Hoih a hilh ua, mi a hihdam jel uh.
6Onlar da yola çıktılar, her yerde Müjdeyi yayarak ve hastaları iyileştirerek köy köy dolaştılar.
7Huan, kumpipa Herodin a thilhih tengteng uh a nazataa; khenkhatin Johan hing nawnta ei ve a chi ua, khenkhatin,
7Bölgenin kralı Hirodes bütün bu olanları duyunca şaşkına döndü. Çünkü bazıları Yahyanın ölümden dirildiğini, bazıları İlyasın göründüğünü, başkaları ise eski peygamberlerden birinin dirildiğini söylüyordu.
8Elija hongkilakta ei ve a chi ua, khenkhatin, Nidang laia jawlnei kuahiam thou nawnta ei ve, a chih jiak un, a lungjingtaa.
9Hirodes, ‹‹Yahyanın başını ben kestirdim. Şimdi hakkında böyle haberler duyduğum bu adam kim?›› diyor ve İsayı görmenin bir yolunu arıyordu.
9Huan, Herodin, Johan a lu ka tanta a; himahleh hichi lawmlawma a thu ka jakjak kua ahia? a chi a. Huan, amah tuh muh a tumta hi.
10Elçiler geri dönünce, yaptıkları her şeyi İsaya anlattılar. Sonra İsa yalnızca onları yanına alıp Beytsayda denilen bir kente çekildi.
10Huan, sawltakte a hongkik nawn un, a kiangah a thilhihte uh a hilh ua. Huan, aman amau piin khopi Bethsaida kichi ah a pai tuamta a.
11Bunu öğrenen halk Onun ardından gitti. İsa onları ilgiyle karşıladı, kendilerine Tanrının Egemenliğinden söz etti ve şifaya ihtiyacı olanları iyileştirdi.
11Himahleh mipin a thei ua, a jui jel uh; huan, aman amau a nakipahpiha, Pathian gam thu a hilha, hihdam kiphamoh peuhmah a hihdama.
12Günbatımına doğru Onikiler gelip Ona, ‹‹Halkı salıver de çevredeki köylere ve çiftliklere gidip kendilerine barınak ve yiyecek bulsunlar. Çünkü ıssız bir yerdeyiz›› dediler.
12Huan, nitaklam a honghi dektaa; huan, sawm leh nihte a hongpai ua, a kiangah, khuate leh a kim gam khawnga giahna leh annektuidawn zong dingin mipite paisak tanla; tua, gamkeu muna om hi ngal hang a, a chi ua.
13İsa, ‹‹Onlara siz yiyecek verin›› dedi. ‹‹Beş ekmekle iki balıktan başka bir şeyimiz yok›› dediler. ‹‹Yoksa bunca halk için yiyecek almaya biz mi gidelim?››
13Aman bel a kiang uah, Nou nek ding pia un, a chi a. Huan, amau, Mi hiai zahzah adia nek ding I valei sak keileh, tanghou phel nga leh nga nih kia loungal bangmah I neikei uh, a chi ua.
14Orada yaklaşık beş bin erkek vardı. İsa öğrencilerine, ‹‹Halkı yaklaşık ellişer kişilik kümeler halinde yere oturtun›› dedi.
14Piching ngen leng sang nga hiam phial ahi ngal ua. Huan, a nungjuite kiangah, A pawlpawlin tu sak un, sawm nga khawng jelin, a chi a.
15Öğrenciler öyle yapıp herkesi yere oturttular.
15Huchiin a hih ua, a tu sak vekta ua.
16İsa, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe kaldırarak şükretti; sonra bunları böldü ve halka dağıtmaları için öğrencilerine verdi.
16Huan, tanghou phel nga leh ngasa nih tuh a laa, van lam enin vual a jawla a balkhama, mipi maa lui dingin a nungjuite kiang ah a piaa.
17Herkes yiyip doydu. Artakalan parçalardan on iki sepet dolusu toplandı.
17Huan, a ne ua, a vah vekta ua, huan, a khamval nengte uh bawm sawm leh nih a luak dim uh.
18Bir gün İsa tek başına dua ediyordu, öğrencileri de yanındaydı. İsa onlara, ‹‹Halk benim kim olduğumu söylüyor?›› diye sordu.
18Huan, hi chi ahi a, Jesu amah kiaa a thum lain a nungjuite a kiangah a om ua; a kiang uah, Mipiten kua ka hi a honchi ua? chiin a donga.
19Şöyle yanıtladılar: ‹‹Vaftizci Yahya diyorlar. Ama kimi İlyas, kimi de eski peygamberlerden biri dirilmiş, diyor.››
19Huan, amau, Baptispa Johan ahi, honchi uh; himahleh khenkhatin, Nidang laia jawlnei kuahiam a thou nawnta ahi, a honchi uh, chiin, a dawng ua.
20İsa onlara, ‹‹Siz ne dersiniz›› dedi, ‹‹Sizce ben kimim?›› Petrus, ‹‹Sen Tanrının Mesihisin›› yanıtını verdi.
20Huan, aman a kiang uah, Ahihleh, nou kua ka hi non chi ua? a chi a. Peterin, Pathian kris mah, chiin, a dawnga.
21İsa, onları uyararak bunu hiç kimseye söylememelerini buyurdu.
21Huan, huai thu kuamah hilh louh ding chi bikbekin, thu a piaa:
22İnsanoğlunun çok acı çekmesi, ileri gelenler, başkâhinler ve din bilginlerince reddedilmesi, öldürülmesi ve üçüncü gün dirilmesi gerektiğini söyledi.
22Mihing Tapain thil tampi a thuak dia, upate, siampu liante, laigelhmite deih louhin a om dia, thahin a om dia, ni thum niin kaihthohin a om ding ahi, a chi a.
23Sonra hepsine, ‹‹Ardımdan gelmek isteyen kendini inkâr etsin, her gün çarmıhını yüklenip beni izlesin›› dedi,
23Huan, amahmahin, mi tengteng kiangah, kuapeuhin honzuih a ut leh, amah kingaihsak louin, niteng a kros puin honjui hen.
24‹‹Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek, canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
24Kuapeuh a hin humbit utin a tan ding; kuapeuh keimah jiaka a hin tanin, huai mi mahin a humbit ding.
25İnsan bütün dünyayı kazanıp da canını yitirirse, canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?
25Min khovel a pumin nei henla, amah kimangsak hiam, ahihkeileh kimanloh leh, amah adingin bang a phatuam dia?
26Kim benden ve benim sözlerimden utanırsa, İnsanoğlu da kendisinin, Babasının ve kutsal meleklerin görkemi içinde geldiğinde o kişiden utanacaktır.
26Kuapeuh keimah leh ka thu zahpih mi jaw Mihing Tapain, amah thupina toh, a Pa thupina toh, a angel siangthoute thupina toh a hongpai chiangin a honzahpih ding.
27Size gerçeği söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, Tanrının Egemenliğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.››
27Diktakin ka honhilh ahi, Hiaia dingte akhen, Pathian gam a muh masiah uh sihna chiam lou hial ding a om uh, a chi a.
28Bu sözleri söyledikten yaklaşık sekiz gün sonra İsa, yanına Petrus, Yuhanna ve Yakupu alarak dua etmek üzere dağa çıktı.
28Huan, hichi ahi a, huai thugen nung ni giat hiam khawngin, Jesun Peter, Johan leh Jakob a pi a, thum dingin tangah a hohtou a.
29İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.
29Huan, a thum laiin a mel omdan a honglamdanga, a puansilhte mi leng theiin a hongngoutaa.
30O anda görkem içinde beliren iki kişi İsayla konuşmaya başladılar. Bunlar Musa ile İlyastı. İsanın yakında Yeruşalimde gerçekleşecek olan ayrılışını konuşuyorlardı.
30Huan, ngai in, mi nih amah toh a kihou ua, huai mite tuh Mosi leh Elija ahi uh.
32Petrus ile yanındakilerin üzerine uyku çökmüştü. Ama uykuları iyice dağılınca İsanın görkemini ve yanında duran iki kişiyi gördüler.
31Thupinaa kithuamin a kilak ua, Jerusalem khuaa sihna a hihkim ding thu a gen uh.
33Bunlar İsanın yanından ayrılırken Petrus İsaya, ‹‹Efendimiz›› dedi, ‹‹Burada bulunmamız ne iyi oldu! Üç çardak kuralım: Biri sana, biri Musaya, biri de İlyasa.›› Aslında ne söylediğinin farkında değildi.
32Peter leh a lawmte bel a ihmut uh a suaka, himahleh a hak teitei ua a thupina leh a kianga mi nih ding a mu uh.
34Petrus daha bunları söylerken bir bulut gelip onlara gölge saldı. Bulut onları sarınca korktular.
33Huan, huai miten Jesu a paisan dek lai un, Peterin, Jesu kiangah, Heutupa, ei din hiaia om hoih veh, aidakbuk thum i khoh dia, nang din khat, Mosi din khat, Elija din khat, a chi a-a thugen lengthei louin.
35Buluttan gelen bir ses, ‹‹Bu benim Oğlumdur, seçilmiş Olandır. Onu dinleyin!›› dedi.
34Huan huai thute a gen laiin mei a hongkaia, amau tuh a liahta; mei laka a lut laiun a lau ua.
36Ses kesilince İsanın tek başına olduğu görüldü. Öğrenciler bunu gizli tuttular ve o günlerde hiç kimseye gördüklerinden söz etmediler.
35Huan mei akipan aw a hongsuaka, Hiai ka Tapa, ka tel ahi, amah thu ngai un, a chi a.
37Ertesi gün dağdan indikleri zaman, İsayı büyük bir kalabalık karşıladı.
36Huan aw a daih takin Jesu amah kiain a muta uh. Huan, a dai dide ua, huailai khawngin a thil muh uh kuamah bangmah a hilh kei uh.
38Kalabalığın içinden bir adam, ‹‹Öğretmenim›› diye seslendi, ‹‹Yalvarırım, oğlumu bir gör, o tek çocuğumdur.
37Huan, hichi ahi a, a jingin tang akipana a paisuk nung un, mipi thupi takin amah a nadawn ua.
39Bir ruh onu yakalıyor, o da birdenbire çığlık atıyor. Ruh onu, ağzından köpükler gelene dek şiddetle sarsıyor. Bedenini yara bere içinde bırakarak güçbela ayrılıyor.
38Huan, ngaiin, mipi lakah mi khat a kikoua, Sinsakpa, ka tapa en dingin ka honngen ahi, ka tapa neihsun ahi ngala.
40Ruhu kovmaları için öğrencilerine yalvardım, ama başaramadılar.››
39Ngai in, dawiin a mana, a kikou khe guih jela; huchiin, a chilphuan bang ke hialin a gimbawla, nakpitaka hihsidupin a pai san phet jela.
41İsa şöyle karşılık verdi: ‹‹Ey imansız ve sapmış kuşak! Sizinle daha ne kadar kalıp size katlanacağım? Oğlunu buraya getir.››
40Huan na nungjuite kiangah delhkhe dingin ka ngena, a hih theikei uh, a chi a.
42Çocuk daha İsaya yaklaşırken cin onu yere vurup şiddetle sarstı. Ama İsa kötü ruhu azarladı, çocuğu iyileştirerek babasına geri verdi.
41Huan, Jesun, Khangthak ginna neilou leh lampialte aw, bangtan ahia ka honthuak theih ding? Na tapa tuh hiaiah honpi in, a chi a, a dawng a.
43Herkes Tanrının büyük gücüne şaşıp kaldı. Herkes İsanın bütün yaptıkları karşısında hayret içindeyken, İsa öğrencilerine, ‹‹Şu sözlerime iyice kulak verin›› dedi. ‹‹İnsanoğlu, insanların eline teslim edilecek.››
42Huan, a honglaiin dawiin a hihpuk eka, nakpitakin a gimbawltaa, himahleh, Jesun dawi nin tuh a taia, naupang tuh a hihdama, a pa kiangah a paisak nawnta.
45Onlar bu sözü anlamadılar. Sözü kavramasınlar diye anlamı kendilerinden gizlenmişti. Üstelik İsaya bu sözle ilgili soru sormaktan korkuyorlardı.
43Huan, mi tengtengin Pathian thupidan lamdang a sa mahmah uh. Huchiin mi tengtengin a thilhih tengteng lamdang a sak lai un, Jesun a nungjuite kiangah,
46Öğrenciler, aralarında kimin en büyük olduğunu tartışmaya başladılar.
44Hiai thute na bil uah lut heh. Mihing Tapa mihingte khuta mat saka om ding ahi ngala, a chi a
47Akıllarından geçeni bilen İsa, küçük bir çocuğu tutup yanına çekti ve onlara şöyle dedi: ‹‹Bu çocuğu benim adım uğruna kabul eden, beni kabul etmiş olur. Beni kabul eden de beni göndereni kabul etmiş olur. Aranızda en küçük kim ise, işte en büyük odur.››
45Himahleh, a thugen tuh a theisiam kei uh, a theihtheih louhna ding un a kisel ahi, huai thugen tanchin tuh amah a dong ngam ngal kei ua.
49Yuhanna buna karşılık, ‹‹Efendimiz›› dedi, ‹‹Senin adınla cin kovan birini gördük, ama bizimle birlikte seni izlemediği için ona engel olmaya çalıştık.››
46Huan, a lak uah kua a thupipen dia? Chih thuin a nakisel ua.
50İsa, ‹‹Ona engel olmayın!›› dedi. ‹‹Size karşı olmayan, sizden yanadır.››
47Huchiin, Jesun a lungtang ua a ngaihtuah uh a theia, naupang neu khat a kaia, a sik ah a omsaka, a kiang uah,
51Göğe alınacağı gün yaklaşınca İsa, kararlı adımlarla Yeruşalime doğru yola çıktı.
48Kuapeuh ka min jiaka hiai naupang neu kipahpih tuh keimah honkipahpih ahi ding uh; na vek ua laka neupen ahi, a thupipen, a chi a.
52Kendi önünden haberciler gönderdi. Bunlar, kendisi için hazırlık yapmak üzere gidip Samiriyelilere ait bir köye girdiler.
49Huan, Johanin, Heutupa, kuahiam na mina dawite delkhia ka mu ua, kon zuihna ua a pan sam louh jiakin ka khamta ve ua, a chi a, dawnga.
53Ama Samiriyeliler İsayı kabul etmediler. Çünkü Yeruşalime doğru gidiyordu.
50Jesun bel a kiang ah, Kham nawn kei un, kuapeuh nou hondal loutuh nou lama pang ahi uh, a chi a.
54Öğrencilerden Yakupla Yuhanna bunu görünce, ‹‹Rab, bunları yok etmek için bir buyrukla gökten ateş yağdırmamızı ister misin?›› dediler.
51Huan, hichi ahi a, amah pi touh a hun dingin, Jerusalem khuaa hoh a tum chiltela, a maah mi a matai saka;
55Ama İsa dönüp onları azarladı.
52Huan, a pai ua, amah adia nakimansak dingin Samari mite kho khatah a lut ua.
56Sonra başka bir köye gittiler.
53Huan, a mai tuh Jerusalem kho lam naiha a lat jiakin amah a nakipahpih kei uh.
57Yolda giderlerken bir adam İsaya, ‹‹Nereye gidersen, senin ardından geleceğim›› dedi.
54Huchiin a nungjui Jakob leh Johanin huai a theih takun, Toupa, amaute kangmang dingin van akipan mei sam khe leng hoih na sa hia? a chi ua.
58İsa ona, ‹‹Tilkilerin ini, kuşların yuvası var, ama İnsanoğlunun başını yaslayacak bir yeri yok›› dedi.
55Amah tuh a kiheia, amau a taitaa.
59Bir başkasına, ‹‹Ardımdan gel›› dedi. Adam ise, ‹‹İzin ver, önce gidip babamı gömeyim›› dedi.
56Huan, kho dangah a paita uh.
60İsa ona şöyle dedi: ‹‹Bırak ölüleri, kendi ölülerini kendileri gömsün. Sen gidip Tanrının Egemenliğini duyur.››
57Huan, lampia a pai lai un, kuahiamin a kiangah, Na paina peuhah kon jui ding, a chi a.
61Bir başkası, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Senin ardından geleceğim ama, izin ver, önce evimdekilerle vedalaşayım.››
58Huan, Jesun a kiangah, Sehalten kua a nei ua, tungleng vasaten leng bu a nei uh, ahihhangin Mihing Tapain jaw a lu ngakna ding mun a neikei, a chi a.
62İsa ona, ‹‹Sabanı tutup da geriye bakan, Tanrı'nın Egemenliği'ne layık değildir›› dedi.
59Huan, Jesun mi dang kiangah, Honjui in, a chi a. Himahleh aman, Toupa, ka pa honvui sak phot in, a chi a.
60Jesun tuh a kiangah, Misiin a misi uh vui uheh; nang Pathian gam thu vahilh jak jaw in, a chi a.
61Huan, mi dangin leng, Toupa, kon jui ding, a hihhangin ka ina mite kamphain honkha sak photin, a chi a.Huan, Jesun a kiangah, Kuapeuh leilehna lena, nunglam nga tuh, Pathian gam mi hitak ahi kei, a chi.
62Huan, Jesun a kiangah, Kuapeuh leilehna lena, nunglam nga tuh, Pathian gam mi hitak ahi kei, a chi.